Avukat
Hasan Basri
Sarı


KURUMSAL

Avukat Hasan Basri Sarı Konya Hukuk Bürosu, çeşitli hukuk bürolarında avukatlık yaptıktan sonra kendi avukatlık ve hukuk bürosunu kurmuştur. Bu süreçten günümüze kadar özellikle Ağır Ceza Avukatı, Ceza Avukatı, Boşanma Avukatı, Miras Avukatı, Trafik Kazası Avukatı, Uyuşturucu Suçları Avukatı, Ticaret Hukuk ve İcra, İflas Hukuku alanında uzmanlaşmış bir avukatlık bürosudur.


Başlanan hukuksal sürecin her aşamasında müvekkili bilgilendirme prensibiyle hareket ederek hizmet veren bir hukuk ve danışmanlık ofisidir.

• Müvekkil şirketlerin ticaret ve iş hukuku uyuşmazlıklarında avukatlık hizmetleri vermekte, ayrıca icra ve iflas takiplerini de yürütmektedir.

• Çalışmalarımızda ve hizmetlerimizde teknolojinin en gelişmiş ve en son imkanları en iyi şekilde kullanılmakta ve periyodik raporlama ile müvekkiller sürekli bilgilendirilmektedir.

• Sistemli ve en son iletişim teknolojilerinden faydalanarak hukuki süreç hızlandırılmaktadır.

• Amacımız hukuki sorunları mümkün olduğunca dava konusu olmadan hızlı bir şekilde çözmektir.

• Müvekkillerine en üst düzeyde hizmet sunma anlayışı ile gerekli her türlü çabayı sarf eden Avukat Hasan Basri Hukuk Bürosu gerektiğinde, konusunda uzman olan akademisyen hukukçulardan da takip edilen işlerle ilgili olarak destek almaktadır.

• Avukat Hasan Basri Sarı Konya Hukuk Bürosu başarısını sağlayan temel etkenlerden birinin eğitilmiş çalışanlar olduğuna inanarak, büromuzda personel eğitimine ağırlık verilmektedir.

• Müvekkil şirketlerin finansal gücünü koruması ve arttırması için, alacak takibindeki başarısının temeli de iyi eğitilmiş muhasebe, satış ve pazarlama personelleridir. Bu sebeple Avukat Hasan Basri Sarı Hukuk Bürosu, söz konusu personellerin icra ve alacak takibi konusunda eğitimine yardımcı olmaktadır.

• Avukat Hasan Basri Sarı Konya Hukuk Bürosu takiplerini yürütürken, borçlularını tamamen hukuki ve seviyeli bir şekilde ödemeye ikna etmek konusunda uzmanlaşmıştır. Bu hassasiyet , hem müvekkil hem borçlu anlamında doğabilecek sorunları ve müvekkillerin marka değerini korumak anlamında geliştirilmiş bulunmaktadır.

Konya Avukat, Konya Boşanma Avukatı ve Konya Hukuk Bürosu Hakkında Sık Sorulanlar

Günümüzde boşanmaların çoğalması sebebiyle ihtiyaç duyulan Konyada boşanma avukatı konusunda özellikle aile hukuku ve boşanmada tercübeli deneyimli avukatlar kastedilmektedir. Çünkü hukukun bir alanında uzmanlaşmak için o alanda çok uzun yıllar çalışılmalıdır. Böylece bir avukat kendisini hem teoride hem de pratikte geliştirmiş ve o konuda uzmanlaşmış olur. Uzmanlaşma bilmek için azimle çalışmak gerekir. Kazanılan tecrübenin sürekli yenilenmesi ve en son teknolojinin takip edilmesi gerekir. Yargıtay ve diğer yüksek mahkemelerin son kararlarının, içtihadlarının takip edilmesi ile hızla ilerleyen dünyamıza ayak uydurulması mümkün olacaktır.

Konya’da faaliyet gösteren Hasan Basri Sarı Hukuk Bürosu boşanma avukatı kadrosu anlaşmalı boşanma ve çekişmeli boşanma davalarına yönelik, boşanma avukatı olarak tazminat, nafaka, velayet, mal rejiminin tasfiyesi konuları dahil olmak üzere her türlü konuda hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir.

Boşanma avukatı ekibimiz boşanma hukuku konusunda edindikleri 25 yıllık deneyim ve bilgiler çerçevesinde, müvekkillerimize en etkili sonucu sağlamak için hukuki destek vermektedirler. Boşanma, evliliğin yasal olarak sona ermesi demektir. Bunun için de boşanma davası açmadan önce veya dava sırasında uzman boşanma avukatı nezaretinde boşanmanın planlanması ve neticelendirilmesi gerekir.

Boşanma sebepleri özel ve genel sebepler olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Türk Medeni Kanunu’nda boşanma sebepleri 161-166’ncı maddeleri arasında düzenlenmiştir. Yargıtay kararlarında da görüleceği üzere; özel boşanma sebepleri olarak zina, hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış, suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme, terk, akıl hastalığı sayılmıştır. Genel boşanma sebepleri olarak ise; evlilik birliğinin sarsılması şiddetli geçimsizlik sebebiyle boşanma eşlerin anlaşarak boşanmaları; anlaşmalı boşanma davası , bir boşanma reddinden sonra eşlerin üç yıl bir araya gelmemeleri olan fiili ayrılık sayılmaktadır.

Avukat Hasan Basri Sarı Hukuk büromuz boşanma davası sırasında ve sonrasında müvekkillerimize ihtiyaç duydukları hukuki desteği sağlamakta ve kendilerine boşanma hukuku konusunda danışmanlık yapmaktadır.

Boşanma, evliliğin yasal olarak sona ermesi demektir. Bunun için de boşanma davası açmadan önce ve dava sırasında tecrübeli avukatlar nezaretinde boşanmanın planlanması ve neticelendirilmesi gerekir. Boşanma avukatlarımız, hukuki tecrübelerini ve çözüm bulma yeteneklerini birleştirerek müvekkillerimizi; boşanma davaları, anlaşmalı boşanma, çekişmeli boşanma, zina nedeniyle boşanma, terk nedeniyle boşanma, tanıma ve tenfiz davası, nafaka davaları, tazminat davaları, velayet davaları, mal rejimi davaları, mal ayrılığı sözleşmesi hazırlanması konularında temsil etmekte ve başarılarını devam ettirmektedirler.

Boşanma avukatlarımız, evlilik öncesinde veya evlilik devam ederken evlilik sözleşmesi ve mal ayrılığı sözleşmelerinin hazırlanması konusunda öncelikle imza öncesi eşlerin bilgilendirilmesi ve sözleşmelerin hazırlanmasında müvekkillerine destek olmaktadır.

+ Konyada Boşanma Avukatı
+ Anlaşmalı boşanma davası açılması ve takibi
+ Çekişmeli boşanma davası açılması ve takibi
+ Mal rejiminin tasfiyesi davası açılması ve takibi
+ Nafaka ve tazminat davaları açılması ve takibi
+ Tanıma ve tenfiz davası açılması ve takibi
+ Velayet davaları açılması ve takibi
+ Nafaka uyarlanma davası açılması ve takibi
+ Nafaka ve tazminat alacaklarının tahsili için icra işlemleri yapılması
+ Şiddet gösteren eşin evden uzaklaştırılması davalarının açılması ve takibi
Eşlerin en az birinde oluşan boşanma isteği ile boşanma süreci başlayabilmektedir. Boşanma davasının Aile Mahkemesinde açılması gerekmektedir. Yetkili mahkeme ise eşlerden birinin yerleşim yeri ya da eşlerin son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir. Anlaşmalı boşanma, çekişmeli boşanmaya göre dava pratik, hızlı bir şekilde sonuçlanmaktadır.

Eşler arasında boşanma isteği bakımından ortak bir boşanma iradesi söz konusu ise,

Evlilik en az bir yıldan beri devam etmekte ise,

Eşler boşanmadan sonraki istekler ve menfaatler bakımından da anlaşmış iseler anlaşmalı boşanma davasını açabilirler. Bu davada dava dilekçesine ek olarak boşanma protokolü de yer almalıdır.

Anlaşmalı boşanma protokolü örneği sitemizde yer almaktadır.

Eşlerin çocukları varsa ve boşanma davasını gören hâkim çocuk hakkındaki anlaşmaları da protokoldeki diğer maddelerle birlikte çocuğun yararına uygun bulursa bu durumda boşanmaya karar verilecektir.

Anlaşmalı boşanma davası, çekişmeli boşanma davasına göre daha hızlı ve pratik olsa da özellikle boşanma protokolü, tarafların mahkeme içi ikrarını taşıdığından, maddelerin özenle ve dikkatli bir şekilde seçilmesi gerekmektedir. Zira boşanma protokolü, esaslı bir neden olmadıkça eşleri sürekli olarak bağlamaktadır. Bu bakımdan tecrübeli bir avukattan profesyonel bir destek alınması önerilmektedir.
Çekişmeli boşanma davası, yine eşlerden en az birinin boşanma isteği doğrultusunda açılan, boşanma ve sonuçlarının protokolle değil, kusur oranları değerlendirilerek tesis edilen mahkeme kararı ile düzenlendiği dava türüdür. Çekişmeli boşanmada eşler arasında boşanma iradesi bakımından bir ortaklık olmayabilir. Eşlerden yalnızca biri boşanmayı istiyor olabilir ya da her ikisi de boşanmayı istiyor olsa da taraflar daha az kusurlu ya da kusursuz olduğunu düşünüyor olabilir.

Çekişmeli boşanma davası, anlaşmalı boşanma davasına göre daha uzun süren, evlilik birliğinin temelinden sarsılması gibi genel ya da zina gibi özel sebeplerle açılabilen bir davadır. Anlaşmalı boşanma davasının aksine çekişmeli boşanma davasında kusur araştırılmakta, mahkeme kusurun kimde olduğunu tespit etmek için araştırmalar yapmakta, tanıkların bilgi ve görgüsüne başvurulabilmektedir.

Şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma davası sonucunda taraflar, kusura göre karşı tarafa nafaka ya da tazminat ödemek durumunda kalabilmektedir. Aynı şekilde taraflar eşit kusurlu ise herhangi bir tazminat ödenmeden de boşanma gerçekleşebilmektedir. Dolayısıyla kusurlu olmadığını ve karşı tarafın daha kusurlu olduğunu düşünen eşin, boşanma davasının başlangıcından sonuna kadar kendisini ifade etmesi ya da tecrübeli bir boşanma avukatı ile temsil ettirmesi önemlidir. Boşanma davası sonrasında tazminatlar bir süreklilik arz etmese de nafakalar süreklilik arz etmektedir. Boşanma davası süresince ödenen tedbir nafakası, boşanma sonrasında ödenen yoksulluk nafakası ve çocuk için iştirak nafakası gibi hususların etkili bir şekilde talep edilmesi gerekmektedir. Hukuk büromuzca bu talepler, etkili bir biçimde ileri sürüldüğü gibi sonraki süreçte de gerekirse nafakanın artırılması davası ya da indirilmesi davası büromuzca yürütülmektedir.
Boşanma davası sonunda velayet, tazminatlar, nafaka gibi hususların yanı sıra mal rejimi ve sonuçları da gündeme gelmektedir. Mal rejimleri, boşanmadan sonraki süreçte önem taşımaktadır. Özellikle yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimi ve sıklıkla görülen mal ayrılığı rejimi eşlerce iyi bir şekilde öğrenilmelidir. Edinilmiş mallara katılma rejimi yasal rejim olduğundan özellikle kararlaştırılmasına gerek yoktur. Ancak sıklıkla tercih edilen mal ayrılığı rejiminin seçilmesi ve kararlaştırılan hususların Mal ayrılığı rejimi sözleşmesi üzerinde geçerli bir şekilde ifade edilmesi önemlidir.

Unutulmamalıdır ki mal rejimleri, evlilikten önce düzenlenebildiği gibi evlilik sırasında da düzenlenebilmekte, değiştirilebilmektedir. Mal rejiminin değiştirilmesi, eşler arasında alınacak ortak bir kararla noterde gerçekleştirilecek işlemler ile olabildiği gibi bazı durumlarda mal rejiminin değiştirilmesi davası ile mümkün olabilmektedir.

Konya’da faaliyet gösteren Avukat Hasan Basri Sarı Boşanma Hukuk ve Avukatlık Bürosu Konya boşanma avukatları kadrosu anlaşmalı boşanma ve çekişmeli boşanma davalarına yönelik, boşanma avukatı olarak tazminat, nafaka, velayet, mal rejiminin tasfiyesi konuları dahil olmak üzere her türlü konuda hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir.

Konya boşanma avukatları ekibimiz boşanma hukuku konusunda edindikleri 25 yıllık deneyim ve bilgiler çerçevesinde, müvekkillerimize en etkili sonucu sağlamak için hukuki destek vermektedirler. Boşanma, evliliğin yasal olarak sona ermesi demektir. Bunun için de boşanma davası açmadan önce veya dava sırasında uzman boşanma avukatı nezaretinde boşanmanın planlanması ve neticelendirilmesi gerekir.

Boşanma sebepleri özel ve genel sebepler olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Türk Medeni Kanunu’nda boşanma sebepleri 161-166’ncı maddeleri arasında düzenlenmiştir. Yargıtay kararlarında da görüleceği üzere; özel boşanma sebepleri olarak zina, hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış, suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme, terk, akıl hastalığı sayılmıştır. Genel boşanma sebepleri olarak ise; evlilik birliğinin sarsılması şiddetli geçimsizlik sebebiyle boşanma eşlerin anlaşarak boşanmaları; anlaşmalı boşanma davası , bir boşanma reddinden sonra eşlerin üç yıl bir araya gelmemeleri olan fiili ayrılık sayılmaktadır.

Hukuk büromuz boşanma davası sırasında ve sonrasında müvekkillerimize ihtiyaç duydukları hukuki desteği sağlamakta ve kendilerine boşanma hukuku konusunda danışmanlık yapmaktadır.

Boşanma, evliliğin yasal olarak sona ermesi demektir. Bunun için de boşanma davası açmadan önce ve dava sırasında tecrübeli avukatlar nezaretinde boşanmanın planlanması ve neticelendirilmesi gerekir. Boşanma avukatlarımız, hukuki tecrübelerini ve çözüm bulma yeteneklerini birleştirerek müvekkillerimizi; boşanma davaları, anlaşmalı boşanma, çekişmeli boşanma, zina nedeniyle boşanma, terk nedeniyle boşanma, tanıma ve tenfiz davası, nafaka davaları, tazminat davaları, velayet davaları, mal rejimi davaları, mal ayrılığı sözleşmesi hazırlanması konularında temsil etmekte ve başarılarını devam ettirmektedirler.

Boşanma avukatlarımız, evlilik öncesinde veya evlilik devam ederken evlilik sözleşmesi ve mal ayrılığı sözleşmelerinin hazırlanması konusunda öncelikle imza öncesi eşlerin bilgilendirilmesi ve sözleşmelerin hazırlanmasında müvekkillerine destek olmaktadır.
Konya Boşanma Avukatları Ekibimizin Hizmetleri
Anlaşmalı boşanma davası açılması ve takibi Çekişmeli boşanma davası açılması ve takibi Mal rejiminin tasfiyesi davası açılması ve takibi Nafaka ve tazminat davaları açılması ve takibi Tanıma ve tenfiz davası açılması ve takibi Velayet davaları açılması ve takibi Nafaka uyarlanma davası açılması ve takibi Nafaka ve tazminat alacaklarının tahsili için icra işlemleri yapılması Şiddet gösteren eşin evden uzaklaştırılması davalarının açılması ve takibi
Türk Hukukunda kanun koyucu, eşlerin iradelerine de önem vererek anlaşmalı boşanma kurumunu düzenlemiştir. Aile birliğinin varlığını devam ettirme amacı taşıyan Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre anlaşmalı boşanma hususu da belli başlı şartlara bağlı tutulmuştur. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 166/II maddesinde düzenlenen anlaşmalı boşanmanın gerçekleşebilmesi için şu şartların varlığı gerekmektedir:

Evlilik en az 1 yıl sürmüş olmalı, Eşlerin birlikte başvurması, Hakimin tarafları bizzat dinlemesi, Anlaşmalı boşanmaya ilişkin hususların protokole bağlanması. Anlaşmalı boşanma davasında yukarıda saymış olduğumuz hususların yerine getirilmemesi halinde mevcut dava çekişmeli boşanma davasına dönüşecektir veya eksikliğin türüne göre davanın reddine karar verilecektir. Şayet evliliğin henüz 1 yılı doldurmamış olması halinde dava reddedilecek, duruşma esnasında taraflardan birinin boşanma işlemine icazet vermemesi halinde ise dava, çekişmeli boşanma davasına dönüşecektir.

Anlaşmalı boşanmada esas amaç tarafların iradelerine değer vermek ve bu iradeleri ön planda tutmaktır. Fakat bunun yanı sıra ağır işleyen Türk Hukuk sisteminde taraflara böyle bir imkan sağlanarak da boşanma işleminin daha kolay ve hızlı bir şekilde gerçekleşmesi imkanı yaratılmıştır. Nitekim boşanma davaları yıllarca devam edebilmekte, bu süreç içerisinde taraflar yıpranmakta ve toplum içerisinde sıkıntılı bir süreç geçirmektedirler. Bunun yanı sıra anlaşmalı boşanma protokolüne hakimin müdahelesiyle birlikte zayıf konumda olan eşin korunması da amaçlanmıştır.

Anlaşmalı boşanma ilişkin taraflar arasında düzenlenen protokol belli başlı hususları içermelidir. Tarafların çocuklarının durumu, boşanmanın mali sonuçları, yargılama giderleri, nafaka ve tazminata ilişkin hususlar protokolde açıkça yer almalı ve taraflar arasında buna ilişkin herhangi bir ihtilaf yer almamalıdır. İşbu nedenle anlaşmalı boşanmada protokolün bağlayıcılığı önemli olup tarafların boşanma neticesindeki hukuki durumlarını belirlemesi açısından da hayati bir önem taşımaktadır.
Eşler, anlaşmalı boşanma davasını kendileri açabileceği gibi avukatları aracılığıyla da bu işlemi gerçekleştirebilirler. Anlaşmalı boşanma davası sürecinde dikkat edilmesi gereken hususlar söz konusudur. Bunlara kısaca değinmek gerekirse:

Dava ortak bir dilekçe ile açılmalı veya eşin açtığı dava diğer eş tarafından kabul edilmeli, Anlaşmalı boşanma protokolü düzenlenmeli Taraflar duruşmada boşanma arzularını hakime bizzat beyan etmeli Dava Süresi: Anlaşmalı boşanma davası Türk Hukukunda tek celsede biten duruşmalardan bir tanesi olup 2-4 ay arasında sürmektedir. Mahkemelerin yoğunluğuna göre daha kısa da sürebilmektedir. Davanın açılmasıyla birlikte tarafların taleplerinin tam ve eksiksiz olması halinde mahkemece duruşma tarihi verilecektir. Duruşmada tarafların iradelerini boşanma yönünde beyan etmeleri neticesinde hakim tarafından boşanmaya karar verilecek ve davanın kesinleşmesiyle birlikte boşanma işlemi tamamlanmış olacaktır.

Görevli Mahkeme: Anlaşmalı boşanma davasında görevli mahkeme Aile Mahkemeleri olup, başka bir mahkemede davanın açılması halinde dava, görev yönünden reddedilecektir.

Yetkili Mahkeme : Anlaşmalı boşanma davasında yetkili mahkemenin tayini için genel yetki kurallarına gidilecektir.
Eşlerin en az birinde oluşan boşanma isteği ile boşanma süreci başlayabilmektedir. Boşanma davasının Aile Mahkemesinde açılması gerekmektedir. Yetkili mahkeme ise eşlerden birinin yerleşim yeri ya da eşlerin son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir. Anlaşmalı boşanma, çekişmeli boşanmaya göre dava pratik, hızlı bir şekilde sonuçlanmaktadır.

Eşler arasında boşanma isteği bakımından ortak bir boşanma iradesi söz konusu ise, Evlilik en az bir yıldan beri devam etmekte ise, Eşler boşanmadan sonraki istekler ve menfaatler bakımından da anlaşmış iseler anlaşmalı boşanma davasını açabilirler. Bu davada dava dilekçesine ek olarak boşanma protokolü de yer almalıdır. Anlaşmalı boşanma protokolü örneği sitemizde yer almaktadır.

Eşlerin çocukları varsa ve boşanma davasını gören hâkim çocuk hakkındaki anlaşmaları da protokoldeki diğer maddelerle birlikte çocuğun yararına uygun bulursa bu durumda boşanmaya karar verilecektir.

Anlaşmalı boşanma davası, çekişmeli boşanma davasına göre daha hızlı ve pratik olsa da özellikle boşanma protokolü, tarafların mahkeme içi ikrarını taşıdığından, maddelerin özenle ve dikkatli bir şekilde seçilmesi gerekmektedir. Zira boşanma protokolü, esaslı bir neden olmadıkça eşleri sürekli olarak bağlamaktadır. Bu bakımdan tecrübeli bir avukattan profesyonel bir destek alınması önerilmektedir.
Çekişmeli boşanma davası, yine eşlerden en az birinin boşanma isteği doğrultusunda açılan, boşanma ve sonuçlarının protokolle değil, kusur oranları değerlendirilerek tesis edilen mahkeme kararı ile düzenlendiği dava türüdür. Çekişmeli boşanmada eşler arasında boşanma iradesi bakımından bir ortaklık olmayabilir. Eşlerden yalnızca biri boşanmayı istiyor olabilir ya da her ikisi de boşanmayı istiyor olsa da taraflar daha az kusurlu ya da kusursuz olduğunu düşünüyor olabilir.

Çekişmeli boşanma davası, anlaşmalı boşanma davasına göre daha uzun süren, evlilik birliğinin temelinden sarsılması gibi genel ya da zina gibi özel sebeplerle açılabilen bir davadır. Anlaşmalı boşanma davasının aksine çekişmeli boşanma davasında kusur araştırılmakta, mahkeme kusurun kimde olduğunu tespit etmek için araştırmalar yapmakta, tanıkların bilgi ve görgüsüne başvurulabilmektedir.

Şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma davası sonucunda taraflar, kusura göre karşı tarafa nafaka ya da tazminat ödemek durumunda kalabilmektedir. Aynı şekilde taraflar eşit kusurlu ise herhangi bir tazminat ödenmeden de boşanma gerçekleşebilmektedir. Dolayısıyla kusurlu olmadığını ve karşı tarafın daha kusurlu olduğunu düşünen eşin, boşanma davasının başlangıcından sonuna kadar kendisini en iyi şekilde ifade etmesi ya da tecrübeli bir boşanma avukatı ile temsil ettirmesi önemlidir.

Boşanma davası sonrasında tazminatlar bir süreklilik arz etmese de nafakalar süreklilik arz etmektedir. Boşanma davası süresince ödenen tedbir nafakası, boşanma sonrasında ödenen yoksulluk nafakası ve çocuk için iştirak nafakası gibi hususların etkili bir şekilde talep edilmesi gerekmektedir. Hukuk büromuzca bu talepler, etkili bir biçimde ileri sürüldüğü gibi sonraki süreçte de gerekirse nafakanın artırılması davası ya da indirilmesi davası büromuzca yürütülmektedir.
Türk Medeni Kanunu’nun 166’inci maddesinde genel boşanma nedenlerinden biri olarak evlilik birliğinin sarsılması düzenlenmiştir. Şayet evlilik birliği temelinden sarsılmış ve evlilik birliğinin sürdürülmesi eşlerin kendilerinden beklenmeyecek derecede güçleşmişse, eşlerden her biri boşanma davası açabilir. Davacının kusuru daha ağır olursa, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Hakkın kötüye kullanılması halinde, evlilik birliliğin devamının davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yararı kalmamışsa, boşanmaya karar verilebilir. Evlilik en az bir yıl sürmüşse, eşlerin boşanma için birlikte başvurması (anlaşmalı boşanma) veya eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu durumda hakimin boşanma kararı verebilmesi için tarafları bizzat dinlemesi şarttır. Hakim, eşlerin ve çocukların menfaatlerini dikkate alarak eşler arasındaki anlaşmada gerekli gördüğü takdirde düzeltme yapabilir.
Eğer hakim herhangi bir sebeple boşanma davasını reddetmişse ve ret kararı kesinleştikten itibaren üç yıl boyunca her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir.

Tek taraflı boşanma iradesinin sunulması ile boşanma kararı verilmez. Boşanmaya karar verebilmesi için boşanmak istenen eşin kusurunun bulunması gerekir, aksi takdirde boşanma kararı verilemez. Bunun dışında eşlerden birinin kusuru olmadan boşanılması hali anlaşmalı boşanmanın bulunması halinde mümkündür. Mahkemenin boşanma kararını verebilmesi için duruşmada iki eşin de resen bulunması gerekmektedir.
Çekişmeli boşanma davası, yine eşlerden en az birinin boşanma isteği doğrultusunda açılan, boşanma ve sonuçlarının protokolle değil, kusur oranları değerlendirilerek tesis edilen mahkeme kararı ile düzenlendiği dava türüdür. Çekişmeli boşanmada eşler arasında boşanma iradesi bakımından bir ortaklık olmayabilir. Eşlerden yalnızca biri boşanmayı istiyor olabilir ya da her ikisi de boşanmayı istiyor olsa da taraflar daha az kusurlu ya da kusursuz olduğunu düşünüyor olabilir.

Çekişmeli boşanma davası, anlaşmalı boşanma davasına göre daha uzun süren, evlilik birliğinin temelinden sarsılması gibi genel ya da zina gibi özel sebeplerle açılabilen bir davadır. Anlaşmalı boşanma davasının aksine çekişmeli boşanma davasında kusur araştırılmakta, mahkeme kusurun kimde olduğunu tespit etmek için araştırmalar yapmakta, tanıkların bilgi ve görgüsüne başvurulabilmektedir.

Şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma davası sonucunda taraflar, kusura göre karşı tarafa nafaka ya da tazminat ödemek durumunda kalabilmektedir. Aynı şekilde taraflar eşit kusurlu ise herhangi bir tazminat ödenmeden de boşanma gerçekleşebilmektedir. Dolayısıyla kusurlu olmadığını ve karşı tarafın daha kusurlu olduğunu düşünen eşin, boşanma davasının başlangıcından sonuna kadar kendisini en iyi şekilde ifade etmesi ya da tecrübeli bir boşanma avukatı ile temsil ettirmesi önemlidir.

Boşanma davası sonrasında tazminatlar bir süreklilik arz etmese de nafakalar süreklilik arz etmektedir. Boşanma davası süresince ödenen tedbir nafakası, boşanma sonrasında ödenen yoksulluk nafakası ve çocuk için iştirak nafakası gibi hususların etkili bir şekilde talep edilmesi gerekmektedir. Hukuk büromuzca bu talepler, etkili bir biçimde ileri sürüldüğü gibi sonraki süreçte de gerekirse nafakanın artırılması davası ya da indirilmesi davası büromuzca yürütülmektedir.
Türk Medeni Kanunu’nun 174’inci maddesine göre “Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddî tazminat isteyebilir. Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir.” Bu maddeye ilişkin olarak Yargıtay 2. Hukuk Dairesi “Zina kişilik haklarına tecavüz oluşturduğundan, kusursuz eş lehine boşanma ile birlikte manevi tazminata da hükmedilmesi gerekir” şeklinde karar vermiştir.

Ancak, yine Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin bir kararına göre; kadının, mahkemeye başvurarak kocasının eve dönmesi için ihtar isteğinde bulunması bu ihtar tarihinden önceki olayları affetmesi veya hoşgörü ile karşılaması olarak kabul edilmektedir. Bu sebeple koca artık kusurlu sayılmayacak ve karı lehine maddi ve manevi tazminata hükmedilemeyecektir. Buna karşılık karıya hakaret eden davalı koca kusurlu sayılmakta ve bu durum boşanmaya sebep teşkil etmektedir. Özetle, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda kişilik hakları saldırıya uğrayan davacının, kusurlu olan davalıdan manevi tazminat isteme hakkı vardır. Ancak eşin kendisine yönelik hakaretleri karşısında sessiz kalmayan veya bu hakaretlere sebebiyet veren eşin tazminat hakkı Yargıtay’ın ilgili kararında şu şekilde düzenlenmiştir; “…Toplanan delillerden; davalı kadının kocasına onur kırıcı kelimeler söylediği; davacının da davalıyı dövdüğü ve defol git dediği anlaşılmaktadır…. Boşanmaya sebep olan söz konusu olayda, tazminat isteyen kadın kusursuz ya da az kusurlu olmayıp eşit kusurludur. Bu durumda kadın yararına manevi tazminata hükmolunamaz.”

Sonuç olarak eşin maddi tazminata hak kazanabilmesi için kusursuz veya daha az kusurlu olması; buna karşılık diğer tarafın kusurlu olması, bir zararın varlığının bulunması ve hukuka aykırılık bulunması gerekmektedir.

Eşin manevi tazminata hak kazanabilmesi için ise kusursuz olması gerekmektedir. Manevi tazminat kişinin bozulan manevi dengesinin yeniden kurulması için kullanılan bir araçtır. Manevi tazminat istenen karşı tarafın kusurlu bulunması tazminata hak kazanılması için yeterlidir . Ancak manevi haklarının ihlal edildiğini iddia eden eş bu iddiasını ispatlamakla yükümlüdür. Eğer davacı eş kişilik haklarına saldırı niteliğindeki maddi olayın varlığını kanıtlayamaza, manevi tazminata hak kazanmaz.
Mal paylaşımı davası olarak bilinen, boşanma sonucunda mal rejiminin tasfiyesi Türk Medeni Kanunu (TMK) 202. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre eşler arasındaki yasal mal rejimi, edinilmiş mallara katılma rejimidir. Eşler aralarında başka bir mal rejimi belirlememişlerse kanunen bu mal rejimine tabi olacaklardır.

Yaygın olarak evlilik sözleşmesi olarak bilinen sözleşmeler de bu hüküm uyarınca eşler arasında geçerli olacak mal rejiminin seçimine dair sözleşmelerdir. Eşler arasında böyle bir sözleşme mevcut değilse, yasal düzenleme gereğince aralarında edinilmiş mallara katılma rejimi geçerli olacaktır.

TMK 203. Maddede mal rejimi sözleşmesinin evlenmeden önce veya evlendikten sonra yapılabileceği belirtilmiş, bu sözleşmenin geçerli olabilmesi için şekil şartı koymuştur. TMK 205. Maddesine göre mal rejimi sözleşmesinin geçerli olabilmesi için noterde düzenlenmesi veya düzenlenen sözleşmenin noterce onaylanması gerekmektedir. Aksi halde taraflar arasında yapılan adi yazılı sözleşme geçerli olmayacak ve hüküm ifade etmeyecektir. Ayrıca kanuna göre “taraflar evlenme başvurusu sırasında hangi mal rejimini seçtiklerini yazılı olarak da bildirebilirler.” Bu durumda ayrı bir sözleşme düzenlenmesi veya noter onayı aranmayacaktır. Ancak bu durumda mal rejimine ilişkin ayrıntı hükümleri düzenlenemeyecek, sadece mal rejimi seçimi yapılmış olacaktır.

Eşler yapacakları sözleşme ile mal ayrılığı rejimini kabul edebilecekleri gibi, kanunda düzenlenmiş olan diğer mal rejimlerinden birisini de kabul edebilirler.
Aile Mahkemesi tarafından boşanma kararı verilmesi halinde, mal rejimi dava tarihinden itibaren sona ermiş sayılır. Yani bu durumda evlilik birliği içerisinde edinilmiş mallar, aktifi ve pasifi ile boşanma davasının açıldığı tarihteki durumuna göre değerlendirilerek tasfiye edilir.

Ancak, mal rejiminin tasfiyesi için boşanma davasının açılmış olması yeterli değildir. Boşanma davası devam ederken açılmış olan mal rejiminin tasfiyesi davasında, boşanma davasının sonucunun beklenmesi gerekmektedir. Boşanma davası sonuçlanmadan mal rejimi davası bir karara bağlanamayacaktır. Çünkü evlilik birliğinin devamı halinde katılma payı alacağı doğmayacak ve mal rejiminin tasfiyesinin yasal şartı oluşmayacaktır.

Boşanma davasının reddedilmesi durumunda mal rejiminin tasfiyesine yönelik dava da reddedilecektir. Boşanma davasının kabulü ile evliliğin sona ermesi durumunda ise mal rejiminin boşanma kararının kesinleştiği tarihte değil, davanın açıldığı tarihte sonra erdiği kabul edilecek ve mal rejiminin tasfiyesi bu tarihteki edinilmiş malların durumuna göre yapılacaktır. Bunun yasal dayanağı TMK 225. Maddesindeki “Mahkemece evliliğin iptal veya boşanma sebebiyle sona erdirilmesine veya mal ayrılığına geçilmesine karar verilmesi hâllerinde, mal rejimi dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer” şeklindeki düzenlemedir.

Şunu da belirtmek gerekir ki, kişisel malların iadesi için evliliğin sona ermesi şart değildir. Eşler her aşamada birbirlerine karşı kişisel mallarının iadesi yönünde dava açabilirler.
Boşanma davası sonunda velayet, tazminatlar, nafaka gibi hususların yanı sıra mal rejimi ve sonuçları da gündeme gelmektedir. Mal rejimleri, boşanmadan sonraki süreçte önem taşımaktadır. Özellikle yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimi ve sıklıkla görülen mal ayrılığı rejimi eşlerce iyi bir şekilde öğrenilmelidir. Edinilmiş mallara katılma rejimi yasal rejim olduğundan özellikle kararlaştırılmasına gerek yoktur. Ancak sıklıkla tercih edilen mal ayrılığı rejiminin seçilmesi ve kararlaştırılan hususların Mal ayrılığı rejimi sözleşmesi üzerinde geçerli bir şekilde ifade edilmesi önemlidir.

Unutulmamalıdır ki mal rejimleri, evlilikten önce düzenlenebildiği gibi evlilik sırasında da düzenlenebilmekte, değiştirilebilmektedir. Mal rejiminin değiştirilmesi, eşler arasında alınacak ortak bir kararla noterde gerçekleştirilecek işlemler ile olabildiği gibi bazı durumlarda mal rejiminin değiştirilmesi davası ile mümkün olabilmektedir.
İcra ve iflas hukuku alacaklının alacağına en kolay ve en hızlı yollardan kavuşabilmesi için devlet gücünden yararlanma imkanı sağlayan bir hukuk dalıdır. İcra ve İflas hukuku dalında, mahkeme kararlarının icra yolu ile tahsili, kambiyo senetlerinin (senet, çek, poliçe) icra yolu ile tahsil edilmesi ve adi bir belgeye dayanan herhangi bir belgeye dayanmayan alacakların icra yolu ile tahsili mümkündür. İflas ve konkordatonun sınır ve yöntemleri çizilmiş, alacaklı ve borçluların neler yapması gerektiği kurallara bağlanmıştır. Bu hukuk dalında hıza ve pratik çözümlere önem veren CBB Avukatlık Şirketi, müvekkillerine her türlü hukuki hizmeti sunmaktadır. Bu hizmetler dava vekilliği hizmeti ve danışmanlık hizmeti olarak ayrı ayrı yürütülmektedir. Bu alanda verilen dava vekilliği hizmetlerini ve danışmanlık hizmetlerimiz;
1. İcra Ceza davaları
2. İcra Mahkemesinin görev alanına giren diğer davalar
3. İflas davaları
4. İflasın Ertelenmesi Davaları
5. İhalenin feshi davaları
6. İhtiyadi haciz davası
7. İlamsız, ilamlı ve kambiyo senetlerine dayalı icra takipleri
8. İtiraz ve itirazın iptali davaları
9. İstirdat davaları
10. Menfi tespit davaları
11. Tasarrufun iptali davaları
1. İcra ihalelerine katılma
2. İflas masasına alacağın kaydettirilmesi,
3. İflasın ertelenmesi uygulamasının düzenlenmesi, denetlenmesi
4. İyileştirme projesinin düzenlenmesi, denetlenmesi
5. Kambiyo senetlerinin denetlenmesi, düzenlenmesi
6. Konkordato anlaşmalarının düzenlenmesi, denetlenmesi
7. Mahcuz malların satış işlemlerinin düzenlenmesi, denetlenmesi
8. Şirketlerin iflas prosedürünün denetlenmesi, düzenlenmesi
9. Şirketlerde borca batıklık durumunun denetlenmesi
10. Şirket kurtarma çalışmaları
11. Mesai saatleri içerisinde olmak kaydıyla, büroda, telefonla yahut yazılı olarak danışmanlık hizmeti verilmesi
Konyadaki devam eden ya da yeni açılan ceza davalarınız için ceza davalarının konusuna giren suçlar için savunmanızı yapacak avukat arayanlar için Konya Barosuna kayıtlı Konya Ceza Avukatı Hasan Basri Sarı ile dava dosyanız hakkında görüşmek, bilgi almak ve savunmanızı yapmanızı istiyorsanız lütfen iletişim sayfamızdaki telefon bilgilerimizden bize ulaşabilir randevu alabilirsiniz.

Konya Ceza Avukatı, ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlar konusunda uzman olan avukatları tanımlamak için kullanılan bir terimdir. Söz konusu terimin çıkış noktası ise ağır ceza mahkemeleri ve ağır ceza davalarıdır. Ağır Ceza Mahkemeleri bazı istisnalar hariç olmak üzere genel olarak daha yüksek ceza gerektiren suçlara ve bazı suçların daha nitelikli hallerine ilişkin ceza davalarına bakar. Bu anlamda ağır ceza davalarında görev alan, temsil ve savunma görevi ifade eden avukatlara “ceza avukatı” denmektedir.
Avukat Hasan Basri Hukuk Bürosu olarak, Konya’da ceza davalarına bakan ağır ceza mahkemelerinde, asliye ceza mahkemelerinden farklı olarak tek yargıç değil, 3 kişiden oluşan bir yargıçlar heyeti görev yapar. Dolayısıyla ağır ceza avukatlarının dava takibi yaptığı ağır ceza mahkemelerinde sanık hakkındaki hükmü tek bir yargıç değil, üç yargıçtan oluşan bir mahkeme heyeti oy çokluğu veya oy birliği ile vermektedir. Ayrıca ağır ceza mahkemelerinin görev alanına giren suçlar nispeten daha yüksek ceza gerektiren suçlardır ve bu nedenle yapılacak savunmanın çok daha kritik bir önem arz etmektedir. Bu itibarla ağır ceza davalarında yargılanan kişilerin tecrübeli bir ağır ceza avukatı ile çalışması son derece önemlidir.
Avukat Hasan Basri Hukuk Bürosu olarak, Konya Ağır ceza avukatlarının baktığı ağır ceza davaları, Türk Ceza Kanunu’nda ve bazı özel kanunlarda düzenlenmiş olan daha ciddi ve genel olarak cezası daha yüksek olan suç tiplerinin yargılamasının yapıldığı davalardır. Ağır ceza davalarına konu olan suç tiplerinin bazıları Ceza Muhakemesi Kanunu’nda “katalog suçlar” olarak ifade edilen ve tutuklama nedeninin varsayıldığı suçlar arasında olduğundan ve ayrıca ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçların yasada öngörülen cezaları yüksek olduğundan ağır ceza davalarında tutuklama ve adli kontrol tedbirleri sıklıkla uygulanmaktadır. Tutuklama ve adli kontrol gibi güvenlik tedbirleri ağır ceza davalarında genelde uygulandığı için ağır ceza avukatları ile çalışmanın önemi bu anlamda artmaktadır. Zira tutuklu yargılama söz konusu olduğundan tutuklu şüphelinin veya sanığın bir an önce uzman bir avukat tarafından tahliye edilmesi kritik bir öneme sahiptir. Ağır ceza davalarında genelde tutuklama söz konusu olduğu için bu anlamda halk arasında en iyi ağır ceza avukatı en hızlı tahliye alan avukat olarak kabul edilmektedir.
Aşağıdakilerle sınırlı olmamak üzere Ağır Ceza Mahkemesinin görev alanına giren ve ağır ceza avukatlarının takip ettiği ve halk arasında “ağır cezalık suçlar” olarak tabir edilen belli başlı suçlar genel olarak şunlardır:

+ Kasten öldürme (cinayet)
+ İnsan ticareti suçu
+ İşkence
+ Organ ve doku ticareti suçu
+ Cinsel saldırı suçu
+ Cinsel istismar suçu
+ Reşit olmayanla ensest ilişki
+ Yağma (Gasp) Suçu
+ Nitelikli dolandırıcılık
+ Hileli iflas
+ Parada sahtecilik suçu
+ Görevlinin işlediği resmi belgede sahtecilik suçu
+ Banka ve kredi kartlarının kötüye kullanılması
+ Rüşvet suçu
+ İrtikap suçu
+ Zimmet suçu
+ Ağır Ceza Avukatı ile Savunma

Ağır ceza avukatı ünvanı taşıyan bir avukatın baktığı davalar yukarıda sayılan suç tipleri ile sınırlı değildir. Zira bunlar dışında bazı başka suç tiplerinde ve özellikle devlet güvenliği aleyhine işlenen bazı ciddi suçlarda ve ayrıca örgüt kapsamında işlenen suçlarda da görev ağır ceza mahkemesindedir. Ancak yukarıda belirtilen ağır ceza davaları nispeten daha yaygın şekilde işlendiğinden bunların listesi verilmiştir.

Yeni Türk Ceza Adaleti Sisteminde de belirtildiği üzere, ceza davaları kişi hürriyetini doğrudan etkileyen davalar olduğundan bu tür ceza davalarında ağır ceza avukatı ile çalışmanın önemi yadsınamaz. Hele ki söz konusu olan bir ağır ceza davası ise, tecrübeli ve en iyi ağır ceza avukatları ile çalışılması gerek tahliye kararı alınması gerekse davanın en lehe şekilde sonuçlanması bakımından çok önemdedir.

Konya’da Ağır Ceza Avukatı arayanlar iletişim sayfamızdaki telefonlardan randevu alarak ofisimizde davanızla ilgili detaylı görüşme yapabiliriz.
Konya Ağır Ceza Mahkemelerindeki davalarınız için ihtiyaç duyduğunuz tecrübeli işini bilen bir avukat Hasan Basri Sarı ile dosyanız hakkında yüz yüze görüşerek davanın durumu ve avukatlık ücreti hakkında en iyi çözümü size sunacaktır. Avukat Hasan Basri Sarı, Konya Ağır Ceza Avukatı olarak tanınmış bir avukat olmakla birlikte müvekkillerinin istediği an istedikleri zaman randevusuz görüşebildiği, davalarına konu olan gelişmeler için her zaman ulaşabildikleri bir avukat özelliğide taşımaktadır.

Ceza Hukuku mevzuatı kapsamında soruşturma ve kovuşturma aşamalarının bütünü ile Ceza Hukuku boyutu ile ilgili dava öncesi, dava süreci ve dava sonrasında karşılaşılabilecek her türlü uyuşmazlığın çözümünü karşılayacak şekilde her türlü hukuki hizmeti veriyoruz. Ceza ve Ağır Ceza Hukukunun konusuna giren bu hizmetler vekillik hizmeti ve danışmanlık hizmeti olarak ayrı ayrı yürütülmektedir.
1. Sulh ceza davaları ve duruşmaları
2. Asliye ceza davaları ve duruşmaları
3. Ağır ceza davaları ve duruşmaları
4. Askeri ceza davaları ve duruşma
5. İcra Ceza Davaları
6. Soruşturma aşamasında hazır bulunma
7. Çek şikayetinden dolayı işlemler ve alacaklılarla müzakere
Bu soru sorulduğunda cevap olarak ilk şunu söyleyebiliriz: Ağır ceza davalarında soruşturmanın başından kovuşturmanın sonuna kadar, hatta bazen de kovuşturma evresinden sonra bile müvekkilini her aşamada en iyi şekilde temsil etmek için tüm hukuki işlemleri gerçekleştirmektedir. Müvekkilinin haklarını en iyi şekilde korumak ve savunmasını en etkili biçimde sağlamak, Ağır Ceza Avukatının temel görevleri arasında yer almaktadır. Özellikle soruşturma aşamasında ifadenin uzman Ağır Ceza Avukatı ile verilmesi sürecin işleyişi açısından önem taşımaktadır. Aynı zamanda mahkeme huzurunda gerçekleştirilecek olan savunmalar, dilekçelerin yazılması ve takibi, delillerin toplanması ve sunulması işlemlerinin doğru ve kusursuz bir biçimde gerçekleştirilmesi de Ağır Ceza Avukatının görev alanını oluşturmaktadır.

Ağır Ceza Avukatının görevlerinin içerisinde aynı zamanda ilk derece mahkemesinin vermiş olduğu karara karşı istinaf mahkemelerine ve Yargıtay’a başvurma süreçleri de yer almaktadır. Elbette Ağır Ceza Avukatının görevleri belirtmiş olduklarımızla sınırlı değildir. Soruşturma sürecinden kovuşturmanın sonuna kadar birçok yeni durumla karşılaşılması mümkün olduğundan Ağır Ceza Avukatlarının görevleri buna göre farklılık göstermektedir. Netice olarak şunu belirtmeliyiz ki Ağır Ceza Mahkemelerinin görev alanına giren suçlarla ilgili bir hukuki sürecin yürütülmesinde; sanık, müşteki ve mağdurların temsil edilmesinde mutlaka uzman bir Ağır Ceza Avukatıyla çalışılmalıdır.
Ağır Ceza Mahkemeleri tarafından görülmekte olan davalar, CMK ve sair kanunlar ile ayrıca yapılan görevlendirmeler saklı kalmak kaydıyla Türk Ceza Kanunu’nda belirtilen irtikap suçu, yağma suçu, nitelikli dolandırıcılık suçu, kasten adam öldürme suçu, örgütlü suçlar, soykırım suçu, işkence suçu, cinsel saldırı suçu, çocukların cinsel istismarı suçu vb. şeklinde sıralanabilir. Aynı zamanda ağırlaştırılmış müebbet, müebbet hapis ve 10 yıldan uzun süreli hapis cezasını gerektiren suçlara dair davalar da Ağır Ceza Mahkemelerinde görülmekte olup Ağır Ceza Avukatının görev alanı içerisinde yer almaktadır.
Hukuk sistemimizde kural olarak avukatla temsil zorunlu değildir. Bu nedenle bazı insanlar maalesef bazı Ağır Ceza Avukatlarının Ücretlerinin kabul edilemez derecede yüksek olmasından dolayı spesifik davalarda tecrübeli bir avukat olmaksızın hukuki işlemler gerçekleştirmektedir. Bunun sonucunda da telafisi mümkün olmayan hak ve menfaat kayıplarıyla karşılaşmaktadır.

Ağır ceza mahkemelerinde görülen ağır ceza davalarında ise CMK tarafından ayrı bir düzenleme yapılmış; ağır ceza mahkemesinde yargılanan bir sanığın avukat ile müdafaa edilmesi mevzuatımızca zorunlu tutulmuştur. Söz konusu düzenlemeye göre; şüpheli veya sanık durumunda bulunan kimse avukat seçemeyecek durumda olduğunu belirttiği takdirde alt sınırı 5 yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı kendisi hakkında yapılacak olan soruşturma ve kovuşturma aşamalarında müdafii tayin edilecektir. Söz konusu düzenleme ile müdafii ile savunulma sistemi hayatımıza girmiştir. Müdafiisi bulunmayan bir kimse çocuk veyahut kendini savunamayacak derecede sağır ve dilsiz ise talep aranmaksızın Barolar tarafından müdafii tayini gerçekleştirilecektir.

Sözgelimi; sanık ve ya şüpheliler için ağır ceza dava ve soruşturmalarında süren yargılamalarda avukat ile temsil edilmek zorunlu tutulmuştur. Kişi istemese bile bir avukat ile temsil edilmek zorunda olduğundan dolayı yetkili Baro tarafından kendisine bir avukat atanacaktır. Söz konusu durumda “Ağır Ceza Avukatlarının Ücretleri” konusu akla gelmektedir. Tahmin edileceği üzere ağır ceza davaları neticesinde çok ağır hürriyeti bağlayıcı cezalar söz konusu olduğundan dolayı bu tür davalar tecrübeli ve uzman Ağır Ceza Avukatının varlığını zorunlu kılmaktadır. Bu nedenle Ağır Ceza Avukatı Ücretleri konusunda iyi bir araştırma yapıp bütçenize uygun bir Ağır Ceza Avukatı ile temsil sağlanmalıdır.
Bir ağır ceza avukatı ağır ceza mahkemelerinin görev alanına giren her türlü suç ile ilgilenir. Ağır ceza mahkemelerinin görev alanına giren suçları ise temel olarak yağma, irtikap, resmi belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık, hileli iflas olarak saymak mümkündür. Cinsel saldırı, cinsel istismar, işkence, kasten öldürme, taksirle öldürme, banka ve kredi kartlarının kötüye kullanılması, örgüt, işkence, soykırım, parada sahtecilik suçları ile ilgili davalarda da görev alan avukatlar ağır ceza avukatlarıdır. Fakat anılan suçların yanında Türk Ceza Kanununda şu cezaların öngörüldüğü diğer suçlar da ağır ceza mahkemesi, dolayısıyla ağır ceza avukatlarının görev alanına girmektedir: ağırlaştırılmış müebbet hapis, müebbet hapis veya on yıldan fazla hapis cezası. Bu anlamda TCK’de düzenlenen Devletin Güvenliğine, Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine, Milli Savunmaya, Devlet Sırlarına Karşı Suçlar başlıkları altında düzenlenen suçlarla da ağır ceza avukatları ilgilenmektedir.

Ağır ceza mahkemelerinin görev alanına Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar da dahildir. Bu bağlamda ağır ceza avukatları bahsedilen kanunda düzenlenmiş suçlar ile ilgili davalarda da görev alacaktır.
1. Acil hukuki yardım hal ve durumlarında temsil ve anında müdahale
2. Fiil ve hareketlerin cezai bakımdan incelenmesi ve çözümü
3. Tacirin cezai sorumluluk hallerinin denetlenmesi
4. Kambiyo Hukuku, İcra İflas Hukuku Mevzuatı, Fikri ve Sınai Haklar Hukuku’nun Ceza Hukuku boyutu ile ilgili denetimin yapılması ve gerekli önlemlerin alınması
5. Mesai saatleri içerisinde olmak kaydıyla, büroda, telefonla yahut yazılı olarak sınırsız danışmanlık yapıyoruz.
Konya Miras Avukatı Hasan Basrı Sarı, Konya Miras Avukatı olarak Miras hukuku konularının kapmasında bulunan davalar için müvekkilerine Konya Miras Avukatı olarak hizmet vermektedir.

Miras Hukukunu Başlıca Konuları;
1. Mirastan mal kaçırma (muris muvazaası) davası,
2. Vasiyetname ve mirasçı tayini sözleşmesi düzenleme,
3. Ölünceye kadar bakma sözleşmesi düzenleme,
4. Terekeyle ilgili her türlü tespit, defter tanzimi ve taksim davaları,
5. Mirasta tenkis davası,
6. Mirasta mal paylaşımı ve saklı payın korunması davası,
7. Muvazaalı (danışıklı) miras hukuku işlemlerine karşı iptal davaları,
8. Mirasçıların miras talebine veya reddine (reddi miras) ilişkin her türlü dava.
Tazminat hukuku, haksız fiillerden veya başka herhangi bir nedenden kaynaklanan tazminat anlaşmazlıklarını konu alır. Genel olarak, “maddi tazminat davası” ve “manevi tazminat davası” olmak üzere iki tür tazminat davası vardır:

Maddi tazminat davası, ölüm sebebiyle destekten yoksun kalma, maluliyet ve işgücü kaybı gibi bedensel zararlardan kaynaklanabileceği gibi malvarlığı değerlerinin zarar görmesinden de kaynaklanabilir.

Avukat Hasan Basri Sarı, Konya Avukat, Konya Ağır Ceza Avukatları, Konya Ağır Ceza Avukatı, Konya Boşanma Avukatı, Konya Boşanma Avukatları, Konya Hukuk Bürosu, Konya Hukuk Büroları

Manevi tazminat davası, haksız bir fiil veya işlem nedeniyle davacının ruhsal bütünlüğünü bozan manevi acıların giderilmesi amacıyla açılır.

Maddi ve manevi tazminat davası; borçlar hukukundan kaynaklanan sözleşmenin ihlali, trafik kazası neticesinde yaralanma veya ölüm, doktor uygulama hatası (malpraktis) sonucu ölüm, iş hukukundan kaynaklanan ihbar veya kıdem tazminatı, iş kazası sonucu yaralanma veya ölüm, suç işlenmesi, boşanma davası gibi birbirinden tamamen farklı hukuki nedenlerden kaynaklanan uyuşmazlıkları çözen bir dava türüdür. Tazminat davalarına giren avukatlara halk arasında tazminat avukatı denilmektedir.
Trafik kazasında mağdur olduysanız, trafik kazası tazminat hakkınızı trafik kazalarında uzman bir avukat yardımı ile alabilirsiniz. Bu konuda uzman bir trafik kazası avukatı size profesyonel olarak yardımda bulunur. Trafik kazası tazminatının alınabilmesi için yaralanmalarda yaralanmanın miktarı, maluliyet puanı belirlenmesi gerekmektedir. Konya’da Trafik kazasında uzman bir avukat, sizin maluliyet oranınızın kısa zamanda alınmasında, yüksek puanlı olmasında, doğru mevzuata göre alınmasında etkili olabilmelidir. Trafik kazası tazminatının miktarında ve alınma süresinde maluliyet yani yaralanma puanı ve hesabı önemli bir etkendir. Trafik kazası tazminatının alınabilmesinde, tazminat miktarının belirlenmesinde kullanılacak hesaplama yöntemlerinden doğru olanların doğru bir şekilde kullanılması çok önemlidir. Uzman bir trafik kazası avukatının, bu hesaplamaları da tüm incelikleri ile biliyor olması gerekmektedir. Trafik kazası tazminatının alınma süresi de avukatın trafik kazası davalarında tecrübeli ve uzman bir avukat olması çok önem taşımaktadır. Trafik kazasında mağdur olduysanız, trafik kazası tazminatınızı almak istiyorsanız ve fakat uzman bir trafik kazası avukatınız yoksa tazminat hakkınıza kavuşmanız yıllarca uzaması söz konusu olabilecektir.

Trafik kazası tazminatınızı alabilmeniz için destek alacağınız trafik kazası avukatı, kazada kimin kusurlu olduğu konusunda da bilgi ve tecrübe sahibi olmalıdır. Aksi halde tazminat miktarınız azalabileceği gibi, imkansız hale de gelebilir. Kaza zabıtlarında verilen kusur oranları ya da nitelendirmeleri bazen yanlış olabilmektedir. Hatta mahkemeler ve hatta Adli Tıp Kurumu bile kusur raporlarında hata yapabilmektedirler. Avukatınızın bunun farkında olması, raporları mahkemeden, adli tıptan geldi diye hemen kabul etmemesi, incelemesi ve değerlendirebilecek bilgiye ve eğitime sahip olması gerekir. Trafik kazasının alınması için mevcut yollar nelerdir. Bunlardan hangisi sizin olayınız için en uygunudur. Hangisi süreyi uzatır ya da tazminatı arttırır. Bu hususları bilen bir trafik kazası avukatı hem tazminat alma sürenizi kısaltabilecek hem de tazminat miktarınızı yükseltebilecektir. Bazen de tazminatın yüksek olabilmesi için uzun yollardan hak aramanın gerekli olduğunu tespit edebilecek ve size seçme hakkı tanıyabilecektir.

Belirtmek isteriz ki ülkemizde avukatlık da resmi bir uzmanlaşma yoktur yani trafik kaza avukatları diye bir branşlaşma yoktur. Hele de böyle özel konularda uzmanlaşmış avukat oranı çok küçüktür. Resmiyette şu uzmanı bu uzmanı avukat demek yasal olarak mümkün değildir; çünkü böyle bir derecelendirme, ölçme, unvan verme sistemi bulunmamaktadır. Uzman avukattan anlamanız gereken, sadece o davalara bakan, çok sayıda aynı tür davaya bakmış olan ve uzun zaman o davalarla ilgili eğitimler almış, kendisini yetiştirmiş avukat demektir. Yoksa tıpta olduğu gibi uzman doktor ya da mühendislikte olduğu gibi yüksek mühendis şeklinde bir ünvan yoktur. Trafik kazası tazminatınızı alabilmeniz için ya da başka davalarınız için avukat tutma zorunluluğunuz yoktur. Ancak yukarıdaki açıklamalarımızdan sonra bir trafik kazası mağdurunun, ben bu işi yaparım deyip hakkını kendi başına araması ve sonucunda da hak ettiği tazminatı mümkün olan en kısa sürede alabilmesi neredeyse imkansız gibi görünmektedir.

Avukat Hasan Basri Sarı, Konya Avukat, Konya Ağır Ceza Avukatları, Konya Ağır Ceza Avukatı, Konya Boşanma Avukatı, Konya Boşanma Avukatları, Konya Hukuk Bürosu, Konya Hukuk Büroları

İş Kazası
İş kazası, iş kazaları avukatlarınca İş kazası, Sigortalının işyerinde bulunduğu anda, yürütülmekte olan iş nedeniyle, işçinin işveren tarafından görev ile başka bir bölgeye gönderilmesi nedeniyle iş yapmaksızın geçen sürelerde veya işin yapıldığı yere gidiş sırasında oluşan ve işçinin bedenen ve ruhen sakatlanmasına neden olan kazalara iş kazası denmektedir. İş kazası işveren tarafından emniyet güçlerine hemen, SGK’ya ise kazadan itibaren 3 iş günü içerisinde bildirilmelidir. İşveren kötü niyetli olarak bildirim yapmamış ise İş kazası, kazaları avukatlarına iş kazası işçi tarafından derhal kuruma bildirilmelidir. İş kazası sonucunda İşçi en yakın sağlık kuruluşunda tedaviye alınmalıdır. Sonrasında ise işçiye tedavi süresince iş kazası nedeniyle geçici iş göremezlik ödeneği ödenmelidir. Ancak maluliyet raporuna göre %10 üzerinde maluliyet çıkması durumunda işçiye aylık bağlanır. İş kazası avukatı bu hususu ciddiyetle incelemelidir.
Şirket kuruluşu işlemleri, yabancı veya yerli şirketlerin Türkiye’de şube veya irtibat bürosu kuruluşlarının gerçekleştirilmesinde Avukat Hasan Basri Sarı Hukuk Bürosu olarak Konya’da;

Avukat Hasan Basri Sarı, Konya Avukat, Konya Ağır Ceza Avukatları, Konya Ağır Ceza Avukatı, Konya Boşanma Avukatı, Konya Boşanma Avukatları, Konya Hukuk Bürosu, Konya Hukuk Büroları

1. Proje finansmanı ve teminatlar
2. Şirketlerin kurumsal işleyişine ilişkin danışmanlık verilmesi, şirket ana sözleşmesinin hazırlanması, şirket yönetim kurulu kararlarının, imza sirkülerinin ve benzeri kurumsal dokümanların hazırlanması; sermaye artışı veya azalışı işlemlerine ilişkin hukuki danışmanlık hizmetlerinin verilmesi, şirket genel kurullarının organize edilmesi
3. İhtiyaca ve projeye uygun spesifik sözleşmelerin (proje geliştirme sözleşmeleri, niyet mektupları, şarta bağlı komisyon sözleşmeleri, gizlilik sözleşmeleri, münhasırlık anlaşmaları ve ön anlaşmaların) hazırlanması ve müzakeresi
4. Birleşme ve devralma anlaşmalarının yapılması, durum tespit (due diligence) çalışmalarının yapılması ve durum tespit raporlarının hazırlanması, birleşme ve devralmalar ile ilgili her türlü belgenin hazırlanması
5. Hisse devir sözleşmelerinin, hissedarlar (pay sahipleri) sözleşmelerinin, oy sözleşmelerinin hazırlanması ve müzakeresi;
6. Şirket yöneticilerinin (müdürler ve yönetim kurulu üyeleri) cezai ve hukuki sorumluluğu, işçi-işveren ilişkileri ve şirket varlıklarının devri konularına ilişkin olarak şirket yöneticilerine hukuki tavsiyeler verilmesi
7. Konkordato, iflasın ertelenmesi, yeniden yapılandırma konularında hukuki destek verilmesi ve şirket tasfiyesi işlemlerinin yapılması
8. Şirketlerde kurumsal yönetim ilkeleri ve bunlara uyum konusunda hukuki destek verilmesi
9. Üretim, lisans, kiralama, faktoring, acente ve distribütörlük anlaşmaları dahil olmak üzere her türlü ticari sözleşmelerin müzakeresi ve hazırlanması
10. İş ortaklığı (joint venture) ve konsorsiyum sözleşmelerinin hazırlanması ve müzakeresi konusunda hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti veriyoruz